Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/uhkslgen/public_html/yonetim/config.php on line 29
Ankada Tüp Bebek Merkezi / Kısırlık ve Tüp Bebek / Gebelik Diyabeti

Gebelik Diyabeti

Gebelikte Şeker Hastalığı (Gestasyonel Diyabet) Nasıl Teşhis Edilir?

Diyabet yani daha çok bilinen ismiyle şeker hastalığı pankreasın hiç insülin üretmemesi ya da yetersiz insülin üretmesinden kaynaklanan son derece önemli bir sağlık sorunudur. Özellikle son yıllarda obezitenin de artmasına paralel olarak artış gösteren diyabet bugün global bir sağlık sorunu haline gelmiştir.
 
Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar. Tip 1 ve Tip 2 diyabet olmak üzere iki farklı şekilde görülür. Tip 1 Diyabet, pankreas bezinin yeterli insülin sağlayamadığı ve tanının genç yaşlarda konulduğu diyabet tipidir. Tip 1 diyabet hastalarının tedavisinde insülin kullanılmaktadır. Tip 2 diyabet ise, insülinden bağımsız diyabet olarak bilinir. Kadınlarda özellikle polikistik over sendromu ile beraber görülebilir. Bununla birlikte daha önce diyabet tanısı almamış bir kadın gebelik döneminde risklerine bağlı olarak gebelik döneminde diyabet tanısı alabilmektedir. “Gestasyonel diyabet” olarak tanımlanan bu tablo gebelik bitimiyle birlikte ortadan kalkabilmektedir. Özellikle ailesinde diyabet hastası olanlar, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği ve fazla kilo sorunu olanlar gebelikte ortaya çıkan diyabet açısından risk grubunda yer almaktadır. Gestasyonel diyabet tüm gebelerin yaklaşık yüzde üçünde görülmekle birlikte bu vakaların yaklaşık yüzde 10’unda diyabet kalıcı olmaktadır.
 

Gebelik diyabeti nasıl ortaya çıkar?

Gebelik diyabeti tanısı almış kadınlarda gebelik öncesinde diyabet yoktur. Bu kadınlarda insülin yüksek olmasına rağmen, göbek kordonu (plasenta) tarafından yapılan hormonlar insülinin etki göstermesini engeller ve bu nedenle de kan şekeri yükselir. Bu etki genellikle gebeliğin 20 ve 24’ncü haftalarında artmaktadır. Ancak kilo fazlası olan kadınlarda gebeliğin ilk aylarından itibaren kan şekeri yüksek seyredebilmektedir. Doğumla birlikte plasenta atıldığından bu hormonlar kaybolur ve hastalık ortadan kalkar.
 

Kimler gebelikte diyabet riski taşır?

Risk grubunda olanlar ne yapmalı?

Gebelik diyabeti açısından risk grubunda olan kişiler şeker yükleme testini gebeliğin ilk aylarında yaptırmaları gerekmektedir. Bu testin sonucunda diyabet tanısı konmasa da gebeliğin 20-24üncü haftasında şeker yükleme testinin tekrarlanması gerekmektedir.
Gebelik diyabeti kadında hiçbir belirti yapmadığından bütün gebelerin mutlaka taranması gerekmektedir. Şeker yükleme testi için günün herhangi bir saatinde 50 gram glikoz içilir ve bir saat sonra kan şekeri değerine bakılır. Sonuç, 140mg/dl ve üzerinde ise diyabet açısından riskli görüldüğü için 100 gr glikozla şeker yükleme testi yapılmaktadır. Sonucun 140mg/dl nin altında çıkması diyabet olmadığı anlamına gelir.
Gebe bir kadında açlık kan şekeri 126 mg/dl’den fazla veya rastgele ölçülen kan şekeri değeri 200 mg/dl’in üzerinde ise bu durum diyabetin gebelik öncesinde de var olduğunu göstermektedir.
 

Gebelik diyabetinden bebek nasıl etkilenir?

Gebeliği sırasında diyabet almış kadınlarda kan şekeri genellikle 24. haftada çıktığı için bebekte herhangi bir anormallik yaşanmaz. Ancak gebeliğin ilk üç ayında bu sorun tespit edilirse o zaman çok daha dikkatli olmak gerekmektedir. Gebelik öncesinde diyabet tanısı almış kadınlar da sağlıklı bebek dünyaya getirebilirler. Ancak bu kadınların gebelikleri boyunca kan şekeri kontrolleri çok büyük önem taşımaktadır.
Gebelikte ortaya çıkan diyabet, bebeğin iri olarak doğmasına neden olduğu için önemli bir risktir. Annenin kan şekerinin yüksek olması nedeniyle bebeğin pankreası da daha fazla insülin üretmektedir. Bu da bebeğin yağlanmasına ve sonuçta da iri olarak dünyaya gelmesine neden olmaktadır. Bu durumda doğumu sezaryen olarak gerçekleştirilmesi zorunlu hale gelebilmektedir. Bebekte doğumdan sonra kan şeker düşüklüğü yaşanabilmektedir. Bu nedenle bebeğin kan şekerinin düzenli ölçmek gerekir. Ayrıca bu bebeklerde kan kalsiyum ve magnezyum seviyesi düşük olabileceğinden bu yönden de kontrol edilmeleri gerekmektedir.
 

Gebelikte diyabet takibinde dikkat edilmesi gereken noktalar?

Gebelik diyabetinde takip iki yönlüdür. Birincisi annenin kan şekerinin ayarlanması, ikincisi kadın doğum uzmanı tarafından bebeğin gelişiminin incelenmesidir. Diyabet takibinin en önemli noktası ise kan şekeri değerlerinin normal seviyelerde kalmasının sağlanmasıdır. Düzenli yapılacak kan şekeri ölçümlerinde kan şekeri değerinin 60-120mg/l arasında tutulması sağlanmalıdır. Açlık, tokluk 1.saat ve tokluk 2.saat olmak üzere kan şekeri ölçülmeli, ayrıca akşam yemek öncesi ve gece 22.30 da (bazen gece 03-04.00’te) kan şekeri ölçülerek takibi sağlanmalıdır. Yapılan bu ölçümlerde, açlık kan şekeri 95 mg/dl ve altında, tokluk 1. saat kan şekeri 140 mg/dl ve altında, tokluk 2. saat kan şekeri ise 120 mg/dl ve altında olmalıdır. Ayrıca zaman zaman idrarda keton ölçümünün de yapılması önemlidir. İdrarda keton diyabet açısından önemli bir belirteçtir.
 

Gebelikte kan şekeri kontrolü neden önemlidir?

 

Gebelik süresince yapılacak diğer testler:

1. Ultrason ile bebeği takip etmek
2. Bebek kalp atımı takip edilir.
3. Amniosentez: Down sendromu için yapılan bu test özellikle yaşı 35 den büyük kadınlarda uygulanmalıdır.
 

Beslenme ve egzersiz

Gebelik süresince 9-12 kg alınması uygundur. Eğer gebeliğe fazla kilo ile başlandıysa 7– 8 kg, düşük kilo ile başlandıysa ise 17–20 kg ağırlık kazanımı normal olarak kabul edilmektedir.
Egzersiz ve hareketli bir yaşam, tüm diyabetliler için büyük önem taşımaktadır. Çünkü egzersiz kan şekeri düşürmeye yardımcı olabildiği gibi kan şekeri kontrolünün sağlanmasında da destek olur. Gebe kadınların haftanın 4-5 günü yürüyüş yapmalarını önermekteyiz. Yürüyüş dışında aerobik egzersizler de yine her gün 45 dakika olarak yapılabilir.

Gebelikte beslenme çok önemli olmakla birlikte diyabet hastası için bu önem daha da artmaktadır. Beslenmede, daha çok sebze, tam tahıllar, kuru baklagiller, posalı gıdalar tercih edilmelidir. Zeytinyağı, tam buğday ekmeği , yağsız yoğurt ve yağsız süt tüketmeye özen gösterilmelidir. Margarin tüketilmemeli ve karbonhidrat alımı sınırlanmalıdır. Karbonhidratlar günlük alınan toplam kalorinin %40’ını aşmamalıdır. Bir başka önemli nokta da tansiyon değerleridir. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümü ve takibi yapılmalı ve büyük tansiyonun 140’ı, küçük tansiyonun ise 90’ı geçmesi durumunda doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.
 

Gebelik diyabetinde insülin tedavisi ne zaman ve nasıl yapılır?

Açlık kan şekeri diyete rağmen 105mg/dl yi geçerse ve tokluk 2.saat 120 mg/dl yi geçerse insülin tedavisine geçmek gerekmektedir. İnsülin başlanan gebeler evde kan şeker ölçümü yaparak takip yapmak zorundadır. İnsülin günde 2 kez yapılabildiği gibi 4 kez de yapılabilir. Buna sizi takip eden hekiminiz karar verir ve sizin için en uygun ve uyum sağlayabileceğiniz bir metodu önerir. Plasentadan geçtikleri için, oral antidiyabetikler gebelikte kullanılmamaktadır.
 

Doğum ve sonrası

Gebelikte diyabet tanısı almış anne adayları da normal doğum yapabilir. Ancak burada kararı vermede çocuğun durumu etkendir. Doğum genellikle 38. haftada yapılır ve doğum sırasında kan şekeri yüksekse serum ile insülin verilir. Düzenli takip ve kontrollerle de sağlıklı bebekler dünyaya getirmek mümkündür.
Doğum sonrasında da annenin beslenmesinin gebelikte olduğu gibi devam etmesi gerekir. Kan şekeri değerleri kendiliğinden düzeldiğinde insülin tedavisi kesilebilir. Bu nedenle doğumun gerçekleştiği gün ve sonrasında kan şekeri ölçümlerinin düzenli olarak yapılmaya devam etmesi gerekir. Eğer doğum sonrası şeker normal ise doğumdan 1-2 ay sonra yine kan şekeri ölçümü yapılmalıdır.
Gebeliğinde şekeri yükselen tüm kadınlarda daha sonraki yıllarda diyabet gelişme riski yüksek (%10) olduğu için düzenli egzersiz ve kilo kontrolü yanında sağlıklı beslenmelerine de dikkat etmeleri gerekir. Ayrıca 6 ayda bir açlık ve tokluk kan şekeri ölçmekte de fayda vardır. Daha sonra tekrar gebe kalacaklarsa önceden takip ve kontrolleri çok önemlidir.

Kilo kadar önemli bir başka faktör de, yağın vücutta daha çok nerede toplandığıdır. Kilosu normal bile olsa, bel çevresi 102 cm’i aşan erkekler ve 88 cm’yi aşan kadınlar çok risklidir. Bel çevresi 94 cm’yi aşan erkeklerle, 80 cm’yi aşan kadınlar daha dikkatli olmalıdır. Kişiye özel kilo kontrolü, dengeli ve doğru beslenme ve egzersiz programıyla beraber yaşam biçimi değişikliği sayesinde, şeker hastalığı kontrol edilebilmektedir. Eğer bunlara rağmen sonuç alınmıyorsa veya bunlarla birlikte “medikal akupunktur; ve tamamlayıcı tıp tedavileri” uygulanabilir. Özellikle son yıllarda yapılan çalışmalar, “medikal akupunktur”un etki mekanizmalarını ve etkinliğini kanıtlamıştır.

Ankada Tüp Bebek Merkezi

Ankada Tüp Bebek Merkezi